glikoz şurubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
glikoz şurubu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2019 Pazartesi

Taktın diyeceksiniz.. evet taktım.. konumuz glikoz şurubu ve mış gibi yiyecekler..

Merhabalar..

Öncelikle bir ricam var.. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız, yani hafif kırıklığınız varsa, boğazınız ağrıyorsa, sesiniz çıkmıyorsa başka insanların yanında çok kalmayın, onlarla tokalaşmayın, onlara sarılıp öpmeyin.. Hadi daldınız öptünüz.. o insanlara söyleyin de önlem alsınlar..

Kısacası, öpüldüm ve hastayım.. Çarşambadan beri sesim kısık, cumartesi iyice gitti.. peşinden bir hapşuruk tıksırık.. Bütün bir pazar evde yattım.. Beni öpeni öpesim var bu halimle :))) Pazartesi sabahı yani bu sabah kalktım.. Gevşek davranayım, öğleden sonra işe gideyim dedim ve televizyonda nasıl yapılır programlarından birine denk gelince karşısında kahvaltımı yapayım dedim.

Ne yapıyorlarmış, vişne şekerlemeli, bademli tartolet. Adı başka birşey. Marka adı gibi olmuş. Söylemeyeyim.

Önce dev bir margarini karıştırma kabına koydular, sonra un, su, kabartma tozu ve tuz. Başka bir yerde. Eriklerle frambuazlardan reçel yapmışlar. Nasıl yaptıklarını göremedik. Bu hamur yoğruldu, alüminyum (evet alüminyumdan tartolet kabı) kapların içerisine birer parça kondu. Sonra başka bir makina bunları bastırdı. Şekil verdi. Kenarları tırtıklı filan oldu.. Albenisi arttı. Sonra başka bir makina her bir tartoletin içerisine 5 gr. reçel koydu. İnanılmaz bir teknoloji. Binlerce tartoleti bir bakışta görüyorsunuz. Sonra bunlar 38 metrelik bir fırında önce (18 de 38 mi duydum acaba?) 195 derecede sonra 210 derecede sonra yine 195 derecede 9 dakika piştiler. Sonra da kademeli olarak soğudular. Sonra soğutma tüneline girdiler.

Bu arada bir adam, başka bir yerde litrelerce glikoz şurubunu bir yoğurma teknesine döktü. Sonra içine daha önce hazırlanmış, marshmallow kıvamına getirilmiş (onun da hazırlanmasını görmedik) yumurta beyazı ve şekeri koydu. Dikkat, hem glikoz şurubu hem şeker... sonra içerisine 2 kilo badem unu koydular. Ooo dedim.. lafım yarım kaldı. Bademin iki - üç katı kadar hindistan cevizi koydular.. Adam sordu, bunu niye koyuyorsunuz diye. Usta dedi ki "hindistan cevizinin dokusu bademe benziyor!!!!!!" üzerine de bir koca şişe badem aroması koydular ve karıştırdılar.. Sonuçta, badem gibi kokan biraz bademli bolca hindistan cevizli tartolet dolguları hazıırr..

Bunlar da gerçekten müthiş bir teknoloji ile o tartoletlerle buluştu ve içlerine 7 gr galiba dolduruldu. Sonra da fırına girdiler.. Çıktıklarında hem soğusunlar hem de üzerleri kabuk bağlasın diye bütün fabrikanın üzerindeki (tavan da gidiyorlardı) bantlarda vişnelerin konacağı yere geldiler. Orada da bir sürü kadın üzerlerine vişneleri koydu. Sonra da hepsi hoop pakete, oradan kutulara ve paletlere.. Ustelik başlaması ve bitmesi 3 saat 58 dakika süren bir işlemde 6500 adet tartolet yapıldı. Teknolojinin gözünün yağını yiyeyim..

Eee ne var bunda diyeceksiniz değil mi? Demeyin.. Güzel bir kandırmaca var ki haklarını yemeyeyim bu yine insaflısı..

Öncelikle bütün olan biten pişirmeler vs. hepsi alüminyum bir kabın içerisinde oluyor. Yediğiniz bütün tartolete alüminyum zerrecikleri bulaşıyor. Alüminyumu vücudumuzdan atamadığımızı biliyor muydunuz? Alüminyumun beyindeki nöronların iletişimini kestiğini? Alzhemeir olma nedeni olarak gösterildiğini?

Sonra hem şeker, hem glikoz şurubu kullanarak sizi şekerle bağımlı hale getiriyorlar. Glikoz şurubunun sakıncalarını lütfen okuyunuz. Bir gün ben de yazıcam. Topladığım bilgileri paylaşacağım.

Bir de ortada -mış gibi duran malzeme kullanımı var. Bademmiş gibi kullanılan hindistan cevizi. Aromayı basarsın kimse anlamaz. Niye böyle yapılıyor? Çünkü bademin güncel fiyatı 85 tl iken hindistan cevizinin fiyatı 15 tl. Maliyet azaltmak için..

Evet taktım. Bişiymiş gibi gözüküp o şey olmayanlara, inceden inceye bizi şekere boğanlara..

Etiket okuyun noolur..

Sevgiyle, sağlıkla kalın..

9 Mayıs 2017 Salı

Bir Eğitimin Ardından...

Merhabalar...

Demiştim size daha sık yazacağım artık diye..

Geçen hafta İstanbul Barry Callebaut Akademy bizleri konuk etti.. Çok önemli çıkarımlarım oldu kendi adıma..
IMG_1655.JPG görüntüleniyor
Yine madde madde yazacağım... 

* Öncelikle biz İpeksi Tatlar olarak asla ticarete dönüşemeyecek bir iş yapıyoruz. Bunu bir kez daha anladım. Katkı ve koruyucu kullanmayarak, daha önceden hazırlanmış malzemeler kullanmayarak inanılmaz bir şekilde Don Kişot vari işçilik ve malzeme bedeli ödüyoruz. Normal bir pastane olsak, hım.. bitter çikolatalı trüf mü? tamam çocum getir %30 lük fındık pralin kovasını, aç kapağını, koy sıkma torbasına... hazır trüfleri doldur bakiimm.. tamammm... makinada kendi kendine temperlenmiş çikolatadan da getir.. kapak yap.. tamammm.. 10 dk dolaba koy.. tamamm.. yine çikolata getirin bakiim.. trüfleri de getirin.. elinize eldiven geçirin.. şu boyadığımız çikolata parçacıklarını hazırlayın.. elle trüfleri çikolataya bulayınca boyalı çikolatalara da bulayın.. bittii.... ki bu işlem yine de elle hazırlandı diye kaliteli ürünler arasında.. Biz mi ne yapıyoruz? Önce, Çikolatanın içine koyacağımız dolguyu hazırlıyoruz. bir akşam önce..Krema, çikolata ve kakao yağı veya tereyağıyla.. Sabaha katılaşmasını bekliyoruz. Şekillendiriyoruz. Bir daha dolaba koyup bekliyoruz. Sonra çikolatayı mermerde temperliyoruz.. her bir topu çikolata çatalıyla tek tek temperlenmiş çikolataya batırıyoruz. Sonuçta inanılmaz bir lezzet oluyor ama.. işçilik, süre 3-4 katı.. Malzeme bedeli en azından 3 katı..Ama içinde hiç bir koruyucu ve katkı içermiyor.. çocuğunuza bile güvenle yedirebiliyorsunuz..

* İkinci öğrendiğim şey, insanlar renkli ve parlak şeyleri sevmeye alıştırıldılar.. Aynı zamanda daha da çok şeker tüketimine alıştırıldılar..Maalesef bu renkler doğal olarak elde edilemiyor.. Edilenler çikolata da kullanılamiyor.. Doğal gıda boyası diye birşey yok dostlarım.. soğan kabuğu ve pancar, ıspanak suyundan bahsetmiyorum. Hani ambalajlanmış satılan boyalardan bahsediyorum. Çünkü soğan kabuğu, pancar vs yi çikolatada kullanamıyoruz. Eğitimde yapılan parlak ve renkli pastalarımız inanılmaz beğeni aldı.. İçim acıdı..
IMG_1615.JPG görüntüleniyorinvert şeker... glikoz şurubuna göre daha masum ama glisemik indeksini bilmek lazım..
IMG_1660.JPG görüntüleniyorİşte bu parlak şeyler var ya.. işte bu sosun içerisinde tam 300gr glikoz şurubu ve 3 gr boya var.. 3 gr hocanın gözüyle ayarlanıyor o da ayrı.. 
IMG_1656.JPG görüntüleniyorjapon pastası.. lezzet muhteşem.. ama o kırmızı nasıl oldu sizce.. tabii ki kimyasal kırmızı boya ile.. boyanın tat değişikliğini içerisindeki çarkıfelek ve mango püreleri baskılıyor..
IMG_1664.JPG görüntüleniyorNe kadar şık değil mi bu eklerler.. hı hı.. lezzetli de... içerisindeki hazır pralinle çırpılmış krema.. yapımı 5 dk. Biz akademide hayvansal krema kullandık bizim kullandığımız gibi. Ama konuştuğum diğer ustalar, ablam (ustalara göre ablayım :P ) sen dalga mı geçiyorsun çok pahalı ve tutmuyor istediğimiz gibi.. Bitkisel krema süper diyorlar.. Bitkisel krema, tohum yağlarından yapılıyor.. Hani şu tüketmeyin denilen palm yağı, ayçiçek yağı gibi...

* Ücüncü öğrendiğim şey de, hijyen bir ortamda çalıştığımız.. Eldiven takmakla olmuyor sadece hijyen.. Şef, masayı sildiği bezle spatulayı, spatulayı sildiği bezle elini silince kala kalıyorsunuz.. Söyleyince dırdırcı kadına çıkıyor adınız.. :(

* Daha çok var da uzatmayacağım.. Son olarak, bildiğimizi okumaya devam edeceğiz.. Siz bize temiz, katkısız, koruyucusuz, lezzetli ve sağlıklı olduğumuz için geliyorsunuz.. Bundan ödün vermeyeceğiz.. 

Bu yolumuzda desteklerinizle yürüyeceğimizi biliyoruz..

Çıkın çıkın gelin.. kahve de var, çay da var... yemek te (önceden haber verirseniz) var, pasta da..

Bekliyoruz...


24 Temmuz 2010 Cumartesi

NTV Belgeseli....

Merhabalar,

Bugün anlatacak çook şey oldu.. ama NTV belgeseli geceye damgasını vurdu. GIDA A.Ş. ...Kaçıranlar için yarın öğle saatlerinde tekrarı olacak... Yine de kaçıranlara kısaca özetleyeceğim...

  • Meyve ve sebzelerin henüz olgunlaşmadan toplanıp (daha uzun mesafelere dayanabiliyorlar) ETİLEN GAZI ile olgunlaştırıldığını biliyor muydunuz?
  • Aslında ne yediğimiz onlar için önemli değil, önemli olan bizim ne yediğimizba hakkında neleri bilmemize izin verecekleri..
  • 1940 larda hayvancılığın %20 kadarını 5 firma yaparken, günümüzde 4 firma %80 ini karşılıyor.. Bilinmez, düşünülemez boyutlarda bir tekel söz konusu.
  • Küçük işletmeler, büyüklere dayanamayarak işletmelerini satıyorlar. Direnmeye çalışanlar ağır baskılar altında kalıyorlar. İnsanın mesleğinde söz sahibi olamaması çok korkunç.
  • Bir ürün satın alırken yiyeceğin kaynağına inmemiz gerekiyor. Marketlerde ürün çeşitliliğinden söz etmek aslında tam bir kandırmaca. Bütün ürünler endüstriyel gıdalardan oluşuyor. Endüstriyel gıdaların da temeli MISIR..
  • Amerika'nın tarımının %30 u mısırdır. Tarım politikalarını depolanabilen, saklanabilen, uzun süre dayanabilen ticari ürünlere yönlendiriyorlar. 
  • Laboratuarlarında yiyecekleri baştan yaratıyorlar, böylece gıdalar bozulmuyor, bayatlamıyor, küflenmiyor...
  • Günümüzdeki ürünlerin %90 ında mısır şurubu kullanılıyor. Nam-ı diğer glikoz şurubu..(hani benim taktığım şey.. yemeyin içmeyin diye bas bas bağırdığım....başınızı şişirdiğim..)
  • Mısırı hayvanların beslenmesinde de kullanıyorlar. Çünkü, ucuz bir besin. Ancak, danalar mısır ile beslenmeye uygun hayvanlar değiller. Yediklerini sindiremiyorlar ve E-Coli basili üretiyorlar. O kadar sık alanlarda, kötü koşullarda iç içeler ki kesim haneye gittiklerinde bütün bedenleri E-Coli basili bulaşmış pisliklerle kaplı. Günde yüzlerce, binlerce hayvanın kesim yapıldığı kesim hanelerde, kesim sırasında bu E-Coli mikrobu, ete bulaşıyor ve sonuçta ölümcül hastalığa neden olan E-Coli bu etler ile yayılıyor. 
  • Bu kadar yoğun çalışılan yerlerde ister kesim yapılsın, isterse sebze işlensin patojenlerin geniş alanlara yayılması çok daha kolay. 
  • Etleri, bu mikroplardan arındırmak için Amonyak ve amonyum sülfat ile sterilize ediyorlar. Biz de amonyakla temizlenmiş etlerden yapılmış hamburgerleri midemize afiyetle götürüyoruz.
  • Kalorisi bol olan gıdalar ucuzdur, ucuz diye daha çok para harcanır ve bunlar ticari ürünlerden yapılır, besleyicilikleri yoktur, sadece kalorisi çoktur. Fakirlik bu durumda da bir sorun olarak ortaya çıkar, kaliteli sebze ve meyvalara veya etlere ulaşmak zorlaşır, kalorisi yüksek ticari ürünler ile (mısır, soya vs.) yapılmış atıştırmalıklar ile beslenilir.
  • Gıda sektörü obeziteyi kullanıcı alışkanlığı bozukluğu diye lanse ederken, gerçekleri yansıtmamaktadır.
  • Yüksek glikoz, bir süre sonra seker sindirme sistemini yavaşlatarak Tip 2 diyabetin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 
  • Tip 2 diyabet eskiden sadece ileri yaşlarda görülürken, günümüzde çocuklarda da ortaya çıkmaktadır.
  • Amerika, satın alınması, üretilmesinden daha ucuz olan bir mısırı Meksika'ya sattı. Meksikalılar mısır üretmekten vazgeçtiler, Amerika'ya kaçak işçi olarak gittiler. Meksikanın tarım sektörü yok olmuştu. Günümüzde Amerika kaçak işçileri sınır dışı ediyor, ama kaçak işçi çalıştıranlara hiç bir yaptırımı yok.
  • Ucuz, herşey değildir. Kim en ucuz arabayı satın alır ki? canınızı bir külüstüre emanet edebilir misiniz? o zaman ucuz ticari ürünlere de bedeninizi emanet etmemelisiniz.
  • Endüstriel gıdalar dürüst değildir. Gıda ile uğraşırken DÜRÜST olmak zorundasınız.
  • Şu anda yediğimiz gıdaların %70 inin genetiği değiştirilmiştir.
  • Ürünlerinizi satın alırken ne içerdiğine, nerede üretildiğine dikkat edin.
  • İşçilere, hayvanlara, çevreye saygılı olan firmaların ürünlerini satın alın.
  • Meyva ve sebzeleri, mevsiminde ve organik olarak tüketmeye özen gösterin.
  • Kendi bölgenizdeki ürünleri satın alın. 
  • Küçük te olsa bir bahçeniz olsun. 
  • Yemeklerinizi kendiniz yapın, ailenizle birlikte yiyin.
  • Herkesin sağlıklı yemek yeme hakkı vardır.
  • Gıda, ilaç ve Tarım bakanlığı ailenizi ve sizi korumak zorundadır.
Bu gecelik aldığım notlardan size aktaracaklarım bu kadar... yani şimdilik bu kadar.. :))) bundan sonra çook başınızı ağrıtacağım galiba.. Bu ticari ürün konusunda Türkiye de müthiş oyunlar oynanıyor. Bunlardan da daha sonra bahsedeceğim...

Şimdilik iyi geceler.. belki devam ederim.. belli olmaz..:)))

Sevgiyle kalın.. ve unutmayın.... HER LOKMANIZLA DÜNYAYI DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ. DEĞİŞİME AÇIK MISINIZ?????