28 Ağustos 2018 Salı

Giden yaz, gelen sonbahar...

Merhabalar,

En son blogu mayısın başında yazmışım.. Koca bir yaz geçmiş.. (daha bitmedi tamam biliyorum.. ben de daha tatil yapacağım.. Datça, bekle bizi geleceğiz..) Yazı nasıl geçirdik neler yaptık.. Öncelikle tatil yapmadık.. Sadece bir hafta sonu kapattık, cumartesileri bile açıktık. Sağolsun, pasta ve çikolata sever dost ve müşterilerimiz kapatmamıza izin vermediler..

Öncelikle, mayısın başında sevgili çiçek ustası Ayşem Öztürk'ten buttercream eğitimi aldım. Muhteşem kadın, muhteşem bir eğitmen.. Bilgisini tam paylaşıyor.. Benim için çok önemlidir. Bilgi paylaşmayacaksa birisi eğitim vermemeli bence..

İlkokul arkadaşlarımızla birbirimizi bulmamızı, yapı fuarını ziyaret etmemizi söylemiyorum..:)

Anneler gününde Annem, ablam, yeğenim ve onun kızı ile 4 nesil bir araya geldik.. En büyüğümüz ve en küçüğümüzün bakıcılarıyla birlikte güzel bir gün geçirdik. Sare, ninesinin kucağında Alsancak'ta dolaştığı için çok mutlu oldu..:) 4 nesil pek eğlendik pek güldük.. Sağlıkla daim olsun..


Kocaman sofralar kurduk.. Dostlar bir araya geldik.. Eğitimler aldık.. İzev'in fotoğraf sergisini gezdik, emekleri zayi olmasın istedik, diledik.. Belli sayıda youtube'tan beğeni alırlarsa kazandıkları parayla kendilerine eğitim merkezi yapacaklar.. Siz de beğenmek, takip etmek, yaptıkları işi takdir etmek isterseniz (istemeseniz de edeceksiniz, müthişler.. Roger Waters bile takdir etmiş..) işte linki;  https://www.youtube.com/watch?v=3dnzLM_N-2Q tıklayamazsanız, youtube ta izev yazın hemen çıkıyor..

Sevgili Eylül'e güle güle partisi verdik.
Yaz sofrası dediğin kırmızı yeşil olur.
Patlıcanı kırmızı biberle karıştırdık..

Bir sürü çikolata, pasta yaptık, bir çok sofra kurduk, sürpriz konuklarımızı ağırladık, yemekler yarattık.. (uydurduk fazla basit olacaktı :) )

Girit kabağı sadece domates ve maydanozla..
Yaz olur da taze fasulye yenmez mi?
4 yıldır birlikte çalıştığımız Derya'nın yakışıklısı Aslan sağlıkla dünyaya geldi.. Bize de yeni ekip arkadaşları katıldı..









Bayramlarda azıcık tatil yaptık, kafamızı dağıttık.  İki evin dekorasyonunu bitirdik. Bir evi, yaşayanların isteklerine göre tasarladık, çizdik.. Belli mi olur, belki inşaatını da yaparız..

Mitingler yapıldı, seçimler yapıldı, devaluasyonlar yapıldı.. Göğsümüze öküzler oturdu. Dostlarla birlikte öküzleri kovaladık.

Önümüzde bir sonbahar ve kış var.. Esas, artık bundan sonra ne yapacağımız önemli..

Planlarımız arasındakiler;

. Çikolata / Pasta tadım günü
. Blogger toplantısı
. Gençlere mutfağı sevdirecek yemek workshopları.. (mutfaktan kaçılmaz, içinden çıkılmaz..)
. Çikolata yapmayı öğreteceğiz
. Ekmekler yapacağız
. Yine size sofralar kuracağız
. Konuklarınızı ağırlarken hazırlayabileceğiniz ikramlıkların eğitimlerini vereceğiz..

Başka yapmamızı istediğiniz birşey var mı, bizim aklımıza gelmeyen??

Biraz daha düşünelim belki gelir..

Sevgi ve sağlıkla kalın..








2 Mayıs 2018 Çarşamba

Mevsim sebzelerine devam...Sırada domatesli bezelye var..

sadece rengi için bile yerim..:)
Merhabalarrr..

Enginarlı pilav üzerine şu günlerde bolca bulabildiğimiz bezelyeye de bir pişirme alternatifi getireyim dedim. Niyeyse bezelye genelllikle yeşil olarak yediğimiz bir sebzedir. Ne demek istedim, yani soğan, maydanoz, dereotu vs.. içerisine koysak koysak havuç koyarız o da bezelyeden garnitür yapmak istersek...

Ben bugün dedim ki.. ben bu bezelyeye domates koyayım.. Pek severim domatesli bezelyeyi..

Üstelik yapımı inanılmaz kolay.. Vereceğim tarif yarım kilo ayıklanmış bezelye için.
3-4 tane yeşil soğan,
4 tane domates doğranmış (dedim ya renk seviyorum diye o yüzden rendelemiyorum)
yarım kilo ayıklanmış bezelye (ayıklanmış aldım tazecikti.. )
tazecik...
yarım çay bardağı sızma zeytinyağı
bir kesme şeker
bir kaşık tuz (kaşığın boyutu, tipi, kullandığınız tuzun cinsine, sizin damak tadınıza ve sağlığınıza göre değişir :) )
biraz da sıcak su.. yaklaşık yarım litre...
üzerine koymak için isterseniz biraz dereotu ve/veya maydanoz ...

Tüm yemek bu kadarcık malzeme ile yapılıyor.. ister inanın ister inanmayın..

Elbette önce bütün malzememizi yıkıyoruz. Soğanlarımızı ayıklıyoruz. Yeşil kısmı da beyaz kısmı da dahil olarak 3-4 mm kalınlığında kesiyoruz. Çok ince değil, çok kalın değil. Tenceremize zeytinyağını ekliyoruz. Biraz ısınınca içine soğanları koyup biraz pişiriyoruz. Diriliği gidiyor. Rengi dönmüyor, kızarmıyor..

Sonra içine domatesleri de ekliyoruz. Yemeğin tümüne koyacağımız tuzun bir kısmını domateslerin üzerine serpip tenceremizin ağzını kapatıp domates yumuşayıncaya kadar pişiriyoruz.
taze soğanla pişen domates :)

Domatesler pişince, (onları da öldürünce... :P ) içine yıkanmış bezelyemizi, şekeri ve size bağlı miktardaki tuzu ekliyoruz. Ben ilke olarak şeker eklediğim yemeklere karabiber koymam.. Yakıştıramıyorum. Ama son karar damağınızın..
bezelye ve domates buluşuyor...
herşey tencerede.. az biraz daha su..

Üzerini kaplayacak kadar sıcak su koyup kaynamasını bekleyip ocağın atesini orta-kısık ölçüye alıp kapağını kapatıyoruz. Bezelyenize göre 20-30 dk arasında pişer.. Tadarak anlayabilirsiniz. Tattığınız kaşığı veya çatalı bir daha tencerenize sokmayın olur mu? Belki misafiriniz gelir.. Gelmese bile bütün tencereyi siz yemeyecekseniz yapmayın bence...

Afiyet Olsuunnn...












30 Nisan 2018 Pazartesi

ANNELER GÜNÜ

Merhabalar yeniden..

Yeni bir etkinliğimiz var.. 12 Mayıs'ta annelerimiz için çikolata yapacağız...

Bu defa sizin yaratıcılığınız da işin içine girecek. Önce çikolata temperlemeyi öğreneceğiz. Hem bitter hem fildişi çikolatayı temperleyeceğiz. bunları bloklar haline getireceğiz. Farklı şekillerde olabilirler.. Kalpler, yuvarlaklar, kareler yapacağız. Bu çikolataların üzerine de yazılar yazacağız.. Dilerseniz, şiirler, annenize söylemek isteyip te söyleyemediğiniz duygularınız... Hepsi olabilir..

Bu bir fikir olsun diye yaptık.. sınır yok..seçenek çok.. altında 7-8 mm lik bitter çikolata var..:))


Üzerlerini süslemek te isteyebilirsiniz. Şekerden küçük çiçeklerle veya kalplerle de süsleyebilirsiniz. Tümüyle özgürsünüz.. Tüm teknik destek size verilecek.

Sonra bu güzel çikolataları güzel güzel kutulara koyacağız..Kutularımızı da süsleyeceğiz. Ertesi gün, dayanamazsanız o gün hediye edeceğiz..

Yapmanız gerekenler ne mi? 0532 615 1950 numaralı telefondan beni arayıp rezervasyon yaptırıp, kurs bedelinin yarısını banka hesabına yatırmak. Bu kadar basit...

Kursumuz, saat 14 te başlıyor, 17 de bitiyor.. Sadece 100 TL.

Haydi ne duruyorsunuz, annenize en güzel hediyeyi buldunuz işte..:))

Cumartesi görüşürüz..

16 Nisan 2018 Pazartesi

Kokusuz, çabuk, pratik balık pişiriyoruz..


çipura sous vide
Merhabalar.....

Yine yeni ürünler anlatacağım.. Tabii ki bu ürün hem sağlıklı, hem de pişirmesi, hazırlaması çok pratik..

Sous-Vide yöntemiyle hazırlanmış balıklardan bahsedeceğim size.. Bizim bir Hakan Abi'miz var. Mira Balık'ın sahibi.. Geçenlerde ürünlerin tümünü hazırlamış bize tadımlık getirdi. Bir büyük grup tadım yaptık. Gerçekten tatları muhteşem.. Hazırlaması çok kolay.. Acıktım dedikten 15 dk sonra sofrada balığınız var.. Kokusuz, kızartmasız...

Balıklar Mira Balık tarafından sosuyla birlikte özel torbalarının içerisine konularak dondurulmuş. Yapılacak tek şey, poşeti açmadan olduğu gibi kaynar suyun içine koymak. 9-12 dakika sonra kaynar sudan çıkartıp poşetin ağzını kesip tabağınıza koyup sofranıza yerleştirmek.. Sonra da hooppp mideye.. işte bu kadar kolay..
levrek sous vide
somon sous vide
somon sous vide

Bir başka yöntem de 5 dk kaynar suda bekletip, sosunu süzdükten sonra kızdırılmış yağsız tavaya koyup biraz daha pişirmek.. Izgara balık mı istemiştiniz.. hah buyrun..:)



Başka bir ürün daha var ben aşık oldum ona.. Somon şiş.. Bir çöpte 4 tane somon parçası var.. Donmuş halde.. Bunu hazırlaması daha da kolay.. Eve geldiniz, çok açsınız. Fırını ısıtıyorsunuz. Donuk haldeyken somonları tepsiye diziyorsunuz. 5 dk. fırına veriyorsunuz. Fırın yaklaşık 175- 180 derecede. Sonra arkasını çevirip biraz sulandırılmış soya soyu spreyliyorsunuz üzerine de dilerseniz kavrulmuş susam serpiyorsunuz.. 4 dk sonra muhteşem yemek tabağınızda.. Hem sağlıklı hem kolay.. Yiyen bir arkadaşım, bunun somon olduğuna beni asla inandıramazsın çok lezzetli dedi..:)) İsterseniz salatanın üzerine, dilerseniz bir sebzenin yanına.. Ya da balık menüsü olan bir sofrada ortaya atıştırmalık..

somon şişin pişmiş hali..
donmuş haldeki somon şişler..

Bir başka ürün de, levrek, çipura veya somon şinitzel.. Donmuş, yarı pişmiş bir ürün. Fırını 175-180 dereceye ısıtıyorsunuz. Balığınızın büyüklüğüne göre 12-17 dakika arasında muhteşem bir şinitzel yiyorsunuz.
Levrek şinitzel..
Bir başka ürün daha var.. (Yahu ne çok varmış..:)) ) Bu Hakan Abi ile benim cin fikrimiz.. Somon mücver.. Ön pişirmesi yapılmış. Alıyorsunuz. Sadece mikrodalga veya fırında ısıtıyorsunuz. Hop mideye.. Pardon önce sofraya..sonra mideye..:)))) Balık sofrasının ara sıcağı olur kendileri.. :)

Aa söylemeyi unuttum.. satın almak isterseniz bana telefon edip sipariş vermeniz yeterli. (532 615 1950)  Çünkü Hakan Abi, aslında toptan satış yapıyor ama bizi kıramadı... Buradan küçük kolinizi alabilirsiniz..

Eğer dilerseniz yanına yakışan hafif yancıları :) da yazarım.. siz isteyin bir sonra ki yazıya ekleyeyim..:)) Ya da sipariş verin sizin için onları da hazırlayalım.

Haydi afiyet olsun..







3 Nisan 2018 Salı

Merhabalar...

Yeni yerimize taşınıp, tat atelyesi olarak var oluşumuzun 1. yılı ardımızda kaldı.. 15 Martta taşınmış, ilk pastalarımızı yapmaya hemen başlamıştık.. Ne tesadüf ki ilk iki pastamız da Defne isimli kızlarımızaydı.. Biri Psikoloji master'ı yapmak üzere New York'a gitmeden az önce yaş gününü kutladığımız sevgili Arzu ve Abdi'nin kızları Defne idi.. (dün bana New Yok'ta yaptığı fıstıklı kabak dolması fotoğraflarını yolladı.. :)))) ), diğeri de Ahu Hanım'ın 1 yaşını dolduran güzel gözlü, güzel yüzlü kızı Defne idi..

Ahu Hanım, bizi arayıp yine Defne'nin pastasını siz yapar mısınız dediğinde inanılmaz yoğun bir hafta geçiriyorduk. Neyse, Defne'nin yaşgünü pastasını yapmakla kalmadık, Ahu Hanım yerine konuklarını da ağırladık.. 13 Anne, 4 çocuk, 1 bebek sonrasında 1 Büyükbaba, 4 Baba da partiye katıldı.. 
Bir de düzgün çekebilseymişim...

Güzel ve Şık Defne'nin uçan balon hayranlığı.. O balona, biz ona hayran olduk..

Çocuklata ile tanışan Defne...

Çocuklatanın tadını pek sevdi.. Yaşasın artık o da bir bitterci..:))

Şeker hamursuz ananas bademli ve beyaz çikolatalı pastasını uflemelere doyamadı ...

Servis yaparken çocukların o saf, o güzel yüzleri... neşeleri bütün yorgunluklarımızı unuttu.. Ahu Hanım'ın arkadaşları ve akrabaları da en az Defne kadar güzel ve anlayışlıydılar.. Bizi seçip bizimle Defne'nin yeni yaşını kutladığınız için teşekkür ederiz.

Çektiğim bütün fotoğraflar cep telefonunun oyununa geldi ve kaydedilmemiş.. Ahu Hanım'ın gönderdiği fotoğraflarla size Defne'yi anlatabileceğiz..

Haydi gelin, sizin yerinize konuklarınızı ağırlayalım.. Süslenip püslenip gelin, konuklarınızla dilediğiniz gibi eğlenin.. yediğiniz önünüze, yemediğiniz çantanıza paketlensin gelsin.. ne bulaşıkla uğraşın, ne ortalığı toplamakla...

Evinizmiş gibi konuklarınızı ağırlayalım.. Pastanızı da yapalım, ikramlıklarınızı da.. 

Haydi bekliyoruz..


12 Şubat 2018 Pazartesi

Merhabalar..

Yine bir 14 Şubat geliyor.. Sevgililer günü.. Bu güne hep sevgi günü diyesim var.. Niye sevgili günü olsun ki..

Önemli olan aslında sevmek ve sevgi değil mi? Sevgilin olur, eşin olur, çocuğun olur, annen olur, baban olur, kardeşin olur,
arkadaşın olur, kedin, köpeğin olur.. çiçeğin olur.. ne olursa olsun yeter ki sevgi olsun..
Bu 80 yaşında bir anne için yapılmış yaş günü kurabiye pastası..Dilerseniz sevginizi göstermeniz için yapabiliriz. 

Sevgi olunca ne olmaz biliyor musunuz? Savaş olmaz, açlık olmaz, tecavüz olmaz, işkence olmaz, zorla evlilikler olmaz, cinayetler olmaz... neyse anladınız siz beni...

Bu günlerde iyilik üretmenin de gerektiğini düşünerek çok sevdiğiniz pavlovamızı kalp şeklinde yaptık.. Belki evrene biraz sevgi aktarabiliriz diye..

Yeni moda kurabiye pastamızı da  kalp şeklinde yaptık.. Küçüğü de var büyüğü de.. ister ailece yiyin, ister tek başınıza.. (Ne var, insan kendini de sevemez ve şımartamaz mı? öyle güzel de yapar ki...:)) )

İçinizde hep sevgi olsun..

Ağız tadı olsun..


2 Şubat 2018 Cuma

Enginarlı Pilav...

Merhabalar..

O kadar çok tarif isteyeniniz ve soranınız oldu ki yazayım artık dedim. :)

Önce, enginarı ayıklamaktan kaçmayın.. zor bir şey değil, gerçekten değil. İlk enginarımı ayıkladığımda 12 yaşındaydım. Sadece içinden çıkan kulağa kaçan denen böcekten huylanırdım. Artık ilaçlayıp durdukları için her şeyi böcek möcek te çıkmıyor..:( (bu duruma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim)

Evet, tamam enginar elleri boyar.. kabul.. hele benim gibi açık renk tenliyseniz enginarı ayıkladıktan sonra kara kara elleriniz olabilir.. Pekii o zaman ne yapıyoruz?? elimize eldiven giyiyoruz arkadaşlar.. Bulaşık eldiveni biraz kalın geliyor bana. Ben daha ince eldivenlerden giyiyorum ama siz bilirsiniz. Ha yok, ben eldivenle iş yapamam diyenlerdenseniz peki o zaman elinizi suyunu sıktığınız limon kabuklarının içinde gezdirin.. iyice limon bütün tırnaklarınızın içine işlesin.. o zaman daha az boyuyor, işiniz bitince de aynı işlemi tekrarlarsanız o zaman da kara lekeler çıkıyor. Ben eldiven giyiyorum :)))

Efendim, gelelim enginara... Enginarı alırken başlıyor maarifet. Hani kütük gibi, kafam kadar enginarları almıyorum ben.. İstanbul tipi çanak enginarı da pek sevmem.. İzmir'in küçük çanaklı enginarına çanak enginar mumamelesi yapıyorum. Çok tatlı, çok yumuşacak ve çok lezzetli oluyor. Tamam ben de biliyorum, çanağı küçük.. iyi ya.. baby enginar yiyor gibi oluyor daha ne istiyorsunuz :))))

Hadi artık yapalım şu enginarı..

İlk önce limonlu su hazırlıyoruz. 2 tane limonu suya atıyorum. Bir yarım limonu sıkıyorum ama sıktığım limon kabuğu da suyun içinde duruyor. Çünkü suyla birlikte sıkınca biraz daha limon suyu çıkıyor ondan..




Gelelim enginara..Önce sapını kesiyorum. tam dipten de değil.. 1-2 cm bırakacak gibi.. sonra dış yapraklarını ayıklamaya başlıyorum. Yaprağın tepesinden tutup 180 derece çevirip çekiyorum. O zaman yaprağın yenebilecek kısmı değil de sert olan kısmı kopuyor. Böylece bizim çanak ta biraz daha büyük oluyor ve ben lezzetli yeri de kaybetmemiş oluyorum. 

Yaprakları içerisinde çıkan bölümün rengi açılana kadar yapıyorum. Yaprakların ortalarında bir yerlerde hafif bir içe girinti bölüm oluyor. O bölgeden kesiyorum. İçindeki tüylü kısmı kaşık marifetiyle (benim kaşıklar çok marifetli) hafif kazıyarak çıkartıyoruz. Hemen içine limon suyu sıkıyoruz. Arka bölümde sert kalmış kabuk diplerini hafifçe temizliyoruz. Ona da limon suyu sürüp suya atıyoruz. Bütün enginarlara bunu yapıyoruz. 16 enginarı ayıklamak yaklaşık 1 saatimi alıyor. Yani bir davet için bile yapsanız lütfen kendiniz ayıklayın. O pazarda gördüğünüz sular, içinde enginar beyazlatıcı diye satılan bir toz ile sulandırılmış bir su. Ne gerek var biraz daha kimyasal almaya.. 

Bir yanda taze soğanı yıkayıp ayıklıyorsunuz. 5-8 mm gibi kesiyorsunuz. Zeytinyağında hafif öldürüyorsunuz. Sonra içine enginarları ekliyorsunuz. Biraz tuz, bir fiske şeker ve enginarların üzerine kadar su koyuyorsunuz. Kaynayınca altını kısıp pişmesi için bırakıyorsunuz. 

Pilav pişireceğiniz pirinci tuz koyup sıcak su da ıslatıyorsunuz. 



 



 Eğer enginarlarınız çok taze ise biraz daha yapraklı bırakabilirsiniz..

Enginarın pişip pişmediğini çatala enginarın en sert yerinin verdiği tepkiden anlayabilirsiniz. Enginarlar pişince, enginarları bir kevgirle tencereden alıyorsunuz. Tencerede kalan suyu da bir ölçeğe koyup ölçüyorsunuz. Artık o sizin pilavınızın suyu olacak. Ben haşlama usuluyle yaparım pilavı. Bire birbuçuk oranında suyu aynı tencereye (yıkamadın etmeden soğanlı zeytinyağlı tencereye) koyuyorum. Kaynayınca pirincini de ekliyorum. Tuzunu kontrol ediyorum.  Pirinç te kaynayınca altını kısıp kapağını kapatıyorum. Pilav göz göz olunca, ayırdığım enginarları da üzerine koyup normal pilavda yaptığımızı gibi kapağına kağıt koyup dinlendiriyorum. 



Servis yapmadan önce (ılık yenir) içine incecik kıyılmış dereotu ekliyorum. Dilerseniz üzerini de süsleyebilirsiniz..


İşte bu kadar.. Hadi afiyet olsun..